AHMED
DAVUDOĞLU
111 NOLU
HADİSİN ŞERHİ:
Temel başka onun üzerine
bina edilen şey başka olduğuna göre eğer bu hadîsdeki «İslâm» dan murad Cibril
hadîsinde zikri geçen şeyler ise ma'na: «İslâm beş şeyden kurulmuştur.»
takdirindedir.
Çünkü İslâm bu beş şeyin
kendisidir. Yok islâm kelimesiyle daha umumi bir mâna yani din kasdedilmişse o
zaman bu kelime istiare olur. Yani din, beş rüknüyle birlikde, beş direk
üzerine kurulan çadırla temsil edilmiş demektir. Zira bu beş şey dinin
temelidir.
Asıl nüshalarda bu
hadîsin birinci ve dördüncü tariklerinde ki «Hamse» kelimesi müennes takısı
ile; ikinci ve üçüncü tariklerde ise (tâ) sız yazılmıştır. Hatta bazı mu'temed
nüshalarda dördüncü tarikde bile (tâ) sız zikredilmiştir. Bu rivayetlerin iki
şeklide sahihtir, (tâ) ile rivayet: «Beş rükün üzerine» diye yahud buna benzer
bir şekilde; (tâ) sız rivayet ise: «Beş haslet»
diye yahud benzeri bir şekilde tavsif olunur.
Keza birinci ve dördüncü
rivayetlerde oruç hacdan evvel; ikinci ve üçüncü rivayetlerde ise hacc oruçtan
önce zikredilmiştir. Hz. İbni Ömer (R.A.) bu hadîsi iki şekilde de rivayet
etmişken neden haccı oruçtan evvel zikreden o zâta karşı inkârda bulunduğu
ulemâ arasında ihtilaflıdır. İmanı Nevevi 'nin tahminine göre ihtimal İbni
Ömer (R.A.) bu hadîsi
Resulullah (S.A.V.)'den iki defa
işitmiş; ve bir defasında evvela haccı sonra orucu; diğerinde evvelâ orucu
sonra haccı zikretmiş; o da muhtelif zamanlarda hadîsi iki şekilde rivayet
etmiştir. Ancak o zât kendisine itiraz ederek haccın oruçtan önce söyleneceği
iddiasında bulununca Hz. îbni Ömer
(R.A.):
«Bilmediğin bir şey
hususunda bana i'tiraz ederek karşı gelme ve ; tahkik etmediğin şeye dil
uzatma! Bu hadisde oruç evvel zikredilmiştir. Ben bunu Resulullah (S.A.V.)'den
böyle işittim...» demiştir; ki bu söz
kendisinin ayni hadîsi iki şekilde işitmiş olduğunu inkâr demek değildir.
İkinci bir ihtimal de İbni Ömer (R.A.)'m hadîsi Nebi (S.A.V.)'den iki vecihle
işitmişken haccın evvel zikredildiği şeklini unutmuş olmasıdır. O zata inkârda
bulunması bundandır. Bu babdâ üzerinde durulan en kuvvetli ihtimaller bunlardır.
Ayrıca muhaddislerden Ebu Amr İbni' s-Salâh şunları söylemiştir: «İbni Ömer (R.A.)'ın
Resulullah (S.A.V.) 'den işittiği şekli muhafaza ederek aksini kabul etmemesi
(vav) in tertib iktiza ettiğine delil olabilir. Nitekim Şâfüyye fukahasından
bir çokîarıyla bazı nahv imamlarının mezhebi budur.»
(Vav) ın tertib iktizâ
etmediğini söyleyenler —ki cumhura göre muhtar olan kavil budur — : İbni Ömer
(R.A.)'mn bu şekilde hareket etmesi (vav) tertib , iktizâ ettiği için değil,
Ramazan orucu hicretin ikinci yılında farz kılındığı, hacc farizası ise altıncı
veya dokuzuncu yılda nazil olduğu içindir. Tabiî ki ilk farz olanın hakkı evvel
zikredilmektir. İbni Ömer (R.A.) 'ın işittiği şekli muhafaza etmesi bundandır,
diye bilirler.
Haccın evvel
zikredildiği rivayete gelince: galiba bunu manâ itibariyle rivayeti caiz gören
biri yapmış olacak. Evvel zikredilmek icâbeden yahud daba mühim olan bir şeyi
sonra zikretmek arapçada çok vâki olduğundan takdim te'hir yapmak suretiyle
tasarrufta bulunmuştur. Bunu rivayet eden râvi İbni Ömer (R.A.)'ın ayni şeyi
yasak ettiğini de duymamıştır. Bunu iyi anla! Zira bu mesele ulema tarafından
beyan edildiğini görmediğim müşküllerden biridir.»
İbni's-Salâh'm sözü burada
bitti. Ancak onun bu mütalâasını imanı Nevevi iki nedenle zaif buluyor. Şöyle
ki: (1) Her iki rivayet (yanî bir rivayette haccın diğer rivayette orucun evvel
zikredilmesi) sahih olarak sübût bulmuşlardır. Ma'nâ itibariyle ikisi de
sahihtir; aralarında hiç bir münâfât yoktur. Binaenaleyh bu iki rivayetin
birini iptal etmek caiz olamaz.
(2) Böyle bir yerde
takdim te'hir ihtimaline kapı açmak hem râvilere hem de rivayetlere dokunmak
demek olur. Çünkü eğer böyle bir kapı açılırsa bize rivayet nâmına i'timada
şayan pek az şey kalır. Bunun butlanı ile üzerine terettüp eden mef sedetlef
ise meydandadır.
Ebû Avâne 'nin rivayetinde Hz. îbni Ömer (R.A.)
o zâta: «Ramazan orucunu Resulullah
(S.A.V.j'in ağzından işittiğin vecihle o beş şeyin sonuna bırak:» demiştir.
İbni's-Salâh bu
rivayetin Müslim rivayetine mukavemet edemeyeceğini söylemiş ise de Nevevi
bunun da sahih olması ihtimalinden bahsederek hadisenin ayrı ayrı, şahıslarla
iki defa vuku' bulmuş olabileceğini ileri sürmüştür.